Yunus GUNES



Yunus Güneş
Biography
  • Assistant Professor Dr. Yunus Gunes was born in 1950.
  • He studied and taught at the Istanbul Institute of Education Art Department.
  • He obtained his undergraduate and graduate degrees from Marmara University as well as a diploma of proficiency in art.
  • After 25 years of teaching and creating art, he retired with the title of Assistant Professor from the Fine Arts Department of Marmara University, Ataturk Faculty of Education, and began to work as a freelance artist.
  • He then made a short trip to England for further research and reconnaissance.
Read more...
 
9. Uluslararası Gliwice Ekslibris Grafik Yarışması
Monday, 15 October 2012 00:12

9. Uluslararası Polonya Gliwice Ekslibris Grafik Yarışması katalogunda Yunus Güneş bir ekslibrisle yer almıştır.

Detaylı bilgi:

Read more...
 
5. San Min Cup Shangai 2011 Uluslararası Exlibris Yarışması
Sunday, 25 December 2011 01:00

Yunus Güneş'in bir exlibris çalışması (Bkz. X2, 53x57 mm, 2010) Çin'de bulunan Shangai Fuxianzhai Exlibris Society'in düzenlediği "5. San Min Cup Shangai 2011" uluslararası exlibris yarışması sergi ve katalogunda yer almıştır.

Yarışma sonuçları ve açılış hakkında bilgi:

Read more...
 
Frederikshavn Art Museum Yunus GUNES Exlibris Exhibition
Wednesday, 23 February 2011 22:00

Contemporary Bookplate Artists 32 - Yunus GUNES

Frederikshavn Kunstmuseum & Exlibrissamling

Frederikshavn Art Museum / 26 February - 10 April 2011

From the exhibition catalog:

“The Frederikshavn Art Museum owns one of the largest bookplate collections in the world and considers it as it's obligation to familiarize the general public with graphic bookplates by regular exhibitions.

Read more...
 
Interview with Yunus Gunes (Akademist Magazine)

(Akademist Dergisi Röportajı)

Halk hikâyeleri ve halk kültürünün Türk sanat tarihi içindeki yerine ilişkin görüşlerinizi alabilir miyiz?

Sözlü kültürün birer parçası olan halk hikâyeleri, geleneğin içinde yaratılıp, dilden dile geliştirilip dönüştürülmüş, incelikli bir şekilde ders veren sembolik anlatımlardır. Bir halk hikâyesini her okuduğumda veya dinlediğimde, öğrenilecek bir şey keşfeder, bu anlatıların nasıl kurgulandıklarına ve ne söylediğine bir kez daha bakar dersler çıkarırım. Geleneğin bir parçası olan halk hikâyeleri, boşuna söylenmiş ya da vakit geçirmeye yarayan sahte kurmacalar değildir. Bu eserler, sahihlikleri ve içtenlikli anlatımları ile öne çıkarlar.

İçinde baskı teknikleriyle oluşturulmuş resimlerin yer aldığı halk hikâyeleri kitapları üzerine çalışmalarınız bulunuyor; bu konuda neler yaptığınızı anlatır mısınız?

Özellikle, 19. yüzyılın sonlarına doğru ve 20. yüzyıl başlarında taş baskı tekniği ile basılmış, içinde resimlerin yer aldığı halk hikâyesi kitaplarının benim için ayrı bir yeri vardır. Bugün de kitaplığımın en özel yerini onlara ayırdım. Bu yapıtları geçmişte de incelemeye çalıştım. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde yüksek lisans tezimi hazırlarken, onlara daha yakından bakma fırsatı buldum. Bu kitaplar, zaman içinde gözden uzak atölyelerde üretilip halk arasına yayılmıştır. Taş baskı tekniği de bu iş için iyi bir olanak sağlamıştır.

Resimli halk hikâyeleri kitaplarında, halk içtenliğinin duru anlatımının, okunaklı bir yazıyla ilk kez kayda geçtiği görülür. Yazanların ve okuyucusunun da halktan insanlar olduğunu söyleyebiliriz. Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Elif ile Mahmut, Varaka ile Gülşah, bugün de en bilinen halk hikâyeleridir. Bir de bu kitaplardaki anlatımlara aynı içtenlikle eşlik eden ve hikâye kahramanlarını ya da bazı kültürel motifleri konu alan taş baskı duvar levhaları, cam altı resimleri ve haritaya benzer şemalar bulunduğundan söz etmek gerekir. Bunlar arasında Rüstem Zal, Ah Mine'l-Âşk, Nazarlık, Şahmaran, Hazreti Ali'nin Devesi, Nuh'un Gemisi, Süveyş Kanalı, Çanakkale Boğazı, Anadolu ve Rumeli Hisarı, Müflis Tüccar, Kuğular, Bahar Dalı gibi eserleri sayabiliriz. Buna benzer görsel malzemeler, insanların evlerinde ve duvarlarında görülmüştür. Kahvehanelere, aşevlerine, hanlara ve benzer mekânlara asılmıştır. Halkın kendisi için yaptığı ve doğal bir sürecin ürünü olan bu işleri, sanat tarihi açısından da çok önemli buluyorum.

Read more...
 
6. Fu Xian Zhai Uluslararası Ekslibris Yarışması
Tuesday, 11 September 2012 23:07

Her yıl Çin'in Shanghai kentinde düzenlenen, her milletten sanatçıının farklı tekniklerle ürettiği eserleriyle katıldığı 6. Fu Xian Zhai Uluslararası Ekslibris Yarışması (2012) katalogunda Yunus Güneş iki çalışmasıyla yer almıştır.

Detaylı bilgi için:

Read more...
 
International Review of Woodcutter`s and Linoleum Print Ex-Libris Named After Pawel STeller Katowice 2010
Thursday, 25 August 2011 21:39

Polonya'nın Katowice kentinde bulunan Silesian Kütüphanesi'nin düzenlediği (X1, X2, X3 teknik koşullu) yarışmalı ekslibris sergisi ve katalogunda Yunus Güneş'in 3 eseri yer almaya hak kazanmıştır. Sergi 16 Mayıs 2011'de Silesian Kütüphanesi'nin galerisinde açılmış, 30 Haziran 2011'de de ödül töreni gerçekleştirilmiştir.

Yarışma, sergi ve kütüphane hakkında detaylı bilgiye aşağıdaki linklerden ulaşılabilir:

Read more...
 
(Video) 33. FISAE International Exlibris Congress - Istanbul 2010
Monday, 13 September 2010 23:32

Place: Istanbul Isik University Faculty of Fine Arts (Istanbul/Maslak), Istanbul Bosphorus tour.
Time:
27 August 2010



 
A beautiful day with Yunus Gunes ("Ders Belgeliği" - Interview)

(Ders Belgeliği Röportajı)

Felsefe nedir?

İnsanın gücü yettiğince evreni kavrama ve düşünme dünyası desek, bu düşünmeyi düzene sokma ve tutarlı olmak mı desek daha iyi olur? Bundan daha kapsayıcı ve anlatıcı bir dil bulsak da bir düzen içinde ortaya koyabilsek! Felsefeyi tanımlamak her zaman yeterli olamamıştır. Felsefe en çok bilgeliği ve bilgiyi sevmek olarak bilinir. Her filozofun bu soruya yanıtı kendi görüşünün içinde yer aldığı bir tanım olarak ortaya çıkar. Bu noktada uzmanca değil de şöyle aklımıza geleni söylersek; olaylara, zamana ve mekana toplu ve tutarlı genel bir bakış, bu bakışı benimseyen, kendine konu eden alan olarak tanımlayabiliriz. Bu alanda zaman çizgisi üzerinde geçmişten gelerek, adım adım nelerin düşünüldüğü, nasıl düşünüldüğü, nelerin söylendiğini ve neleri çözmeye çalıştıklarını düşünmektir. Düşün tarihinde bu değerlenmeyi yapan önemli felsefeciler vardır.

Bilimsel anlamda olmak üzere bir felsefe tanımı yaparak o tanım çerçevesi içersinde arayış göstermek, onun özel metotlarını kullanarak öngörülmüş inceleme çabaları içerisinde değil de çok genelde benim sanat uygulamalarımda, günlük hayatımın ayrıntılarında tutarlı kararlar vermede felsefeye yakın durmak isterim. Her zaman kendimi, başkalarını, doğayı, olup biteni inceler sorgularım; başarı sağlamak, yeni kazanımlar elde etmek, durumlar karşısında tutarlı doğruları bulmak, kararlarımı bilinçli olarak vermek içindir. Her bakımdan düşüncelerimi düzene sokmak içindir bu.

Başkalarını incelerken çeşitli tutarlılıklarla karşılaşırız. Birbirinden farklı ama her biri tutarlı düşünme biçimleri olduğunu görürüz. Biri diğeri gibi düşünmemiştir. Başkası gibi düşünmek zorunda olunmamıştır. Olunmamalıdır. Hoş görülü olmak gerekir bu noktada. Buna özellikle önem veriyorum. Çeşitlilik olması daha iyidir, daha zengindir. Bir kimse benden farklı düşünüyor ve tutarlıysa onu beğenebilirim de. Düşünen insanlardan oluşmuş bir toplum özlüyorum. Geleneksel önkabullerle hareket eden inanç toplumundan çok boyutlu düşünen topluma dönüşmeliyiz. “Neden benim inandığıma inanmıyor?” ,”Neden benim gibi düşünmüyor?” dememeli. “Benim inandığıma o da inansın, oda benim gibi düşünsün” denildiğinde çatışma çıkar. Bundan dolayı geçmişte toplumlar arasında kültürler arasında büyük çatışmalar ve savaşlar çıkmıştır. Tarihteki savaşların çoğu bundan dolayıdır. Ama “düşünme” , “düşünüş biçimleri” … dediğimizde düşünen bireyi bağımsız, kendi içinde bütün olarak görür, yaşamın bir gerçeği olarak değerlendirmeliyiz. Kimse benim gibi olmak, benim gibi düşünmek, benim gibi hareket etmek, benim gibi giyinmek … benim vardığım sonuçlara varmak zorunda olmamalıdır. Bu böyle olduğu zaman yaşamımız çekilmez hale gelir, gelişmeler durur, insan yaratıcılığı körelir, toplumdaki zenginlik ortadan kalkar.

Read more...